Modern Liberteryenizmin Ahlaki Temelleri, Randy Barnett
Aşağıda yer alan notlar, Randy Barnett’in kaleme aldığı ”Modern Liberteryenizmin Ahlaki Temelleri” başlıklı makalesinden, içine tarafımdan yorumlar katılarak derlenmiştir.Birebir alıntılar olmayabilir.
Liberteryenizm’de haklarla sonuçlar arasında radikal bir kopukluk var mıdır?Rothbard’cı yaklaşımda, haklar, -Aristoculuğun Rand’cı bir biçimini kullanarak söylersek- münhasıran “ahlaki” nedenlerle savunulmak durumundaydı (Murray N. Rothbard, The Ethics of Liberty).
Doğru şekilde tanımlanan ahlaki haklar ise -uzun vadede- en üstün sosyal sonuçları üreteceği düşüncesi ; Bu, mutlu bir tesadüf olarak görülüyordu.
Bölünmeler : Kantçı Moralistler - Benthamcı Faydacılar.
Toplumun karşılaştığı temel problem şudur : Toplumdaki her bir kişinin eylemlerinin, başkaları üzerinde etkileri olabileceği karşısında, kişilerin toplum içinde başka kişilerle birlikte yaşaması ve mutluluğu araması hangi şartlarda mümkündür?
Birinci nokta : Liberteryenler münferit kişilerin varlığını ve değerini kabul ederler.
İkinci nokta : Liberteryenler, bütün kişilerin hayatlarına ve mutluluğu arayabilmelerine değer verirler.
Üçüncü nokta : Liberteryenler, “mutluluğun aranması” ibaresini kullanılar çünkü onlar sonuçların garanti edilmesinin değil de ancak eylemlerin korunmawsının herkese potansiyel olarak sağlanabileceğine ve muayyen bir sonuçlar manzumesinin hiç bir durumda herkes için mutluluğu sağlamayacağına inanırlar.
Dördüncü nokta : Liberteryenler, kişinin toplum içinde başkalarıyla birlikte yaşadıklarını ve onun eylemlerinin başkaları üzerinde hem pozitif hem de negatif etkileri olabileceğini kabul ederler.
Beşinci nokta : Liberteryenler, başkalarını aynı fırsattan yoksun bırakmadan toplum içinde yaşayan herkese veya hemen hemen herkese mutluluğu arama fırsatını sağlayacak şartları bulmanın veya kuralları tesis etmenin mümkün olduğunu öne sürerler.
-Belirli Doğal Hakların Buyruğu-
Onlar baan buna “ortak iyi” olarak işaret etmiş ve bununla toplum içinde başkalarıyla birlikte yaşayan kişileri aşan bir kamusal iyiyi değil, fakat bütün bu gibi kişilerin paylaştıkları temel gerekleri kastetmişlerdir.
Toplumda başkalarıyla birlikte yaşarken insanlar hareket etmeye ihtiyaç duyarlar.Onların eylemleri -kendi bedenleri dahil olmak üzere- fiziki kaynakların kullanılmasını gerektirir; bununla beraber, kıtlık yüzünden onların eylemleri kaçınılmaz olarak başkalarını etkiler.Hemen hemen bütün insan eylemlerinin başkalarını bir şekilde etkilemesi karşısında, bireylerin kendi mutluluklarını ararken başkalarının benzer arayışını engellemeden hareket edebilmeleri için eylemlerin nasıl düzenlenmesi gerekir?
Serbestçe hareket etmenin hem mekansal hemde zamansal sınırları vardır.
Sınırları belli bu yetki alanı için uygun olan terim “mülkiyet hakkı”dır.Bir kimsenin bir nesnenin veya bir kimsenin vücudu üzerinde mülkiyete sahip olduğu söylenir.Mülkiyet bu anlamda, bir neseneye değil, fiziki kaynakları denetlemeye ilişkin bir hakka işaret eder; bu, normal olarak, hak sahibinin kendi rızası ya da kusurlu davranışıyla kaybedebileceği bir haktır.Mülkiyet haklarının bazıları vazgeçilebilir, bazısı vazgeçilmezdir.
Vazgeçilebilir haklar, ”sözleşme özgürlüğü” ile gönüllü olarak transfer edilebilir.
Buna ilaveten ;
Kişiler önceden sahiplenilmemiş fiziki kaynakları sahiplenmeye (ilk sahiplenme hakkı), kendi haklarını savunmak için güç kullanmaya (kendini savunma hakkı), ve sahip oldukları kaynaklardan yararlanmasına yapılan müdahaleler için tazminat almaya (tazminat hakkı) ihtiyaç duyarlar.Ayrıca bazı liberteryenler, hakları ihlal edenleri “cezalandırma hakkı” diye bir haktan da bahsederler.
Son olarak ; kavramlar ve kurgulardan başka birşey olmayan doğal hakları koruyup kollayacak etkin kurumlara ihtiyaç vardır.Bu kurumlarla beraber bu hakların tanımlanmaları gerekir.
-Hak Ve İyi-
Sözgelişi, bir kişi kendi haklarını, sadece kendisini yararlandıracak şekilde bencilce mi, sadece başkalarını yararlandıracak şekilde diğergamca mı yoksa bu ikisinin arassında kalan bir tarzda mı kullanılmalıdır?
Klasik doğal haklar teorisyenleri zaman zaman “mutlak” (perfect) ve “nispi”(imperfect) haklar ve ödevler arasında ayrım yaparlar.Mutlak haklar başkalarına cebri olarak uygulanabilir ödevler yükleyen hakları ifade eder.”Bu arazi üzerinde mutlak bir hakka sahibim”cümlesinde ifadesini bulduğu gibi.Nispi haklar ise kişinin kendisine ve başkalarına yönelik olan ve cebre başvurulmasını haklı göstermeyen ödevleri belirtir.
Amaç ahlakı (morality of aspiration)…iyi hayata, mükemmele, insanın güçlerinin etkisiz gerçekleştirilmesine ilişkin ahlaktır…Amaç ahlakı insani başarının zirvesinde başlarken, ödev ahlakı tabanda başlar.Ödev ahlakı düzenli bir toplumu mümkün kılan veya onlar olmaksızın belirli bazı amaçlara yönelmiş düzenli bir toplumun başarısız olacağı temel kuralları koyar…O kendi güçlerini tam olarak gerçekleştirme fırsatlarını kullanmadıkları için insanları kınamaz.Bunun yerine o, insanları, sosyal hayatın temel gereklerine saygı göstermedikleri için kınar.(Fuller, The Morality Of Freedom, s.5-6)
Bir doağl haklar yaklaşımı, sosyal düzen problemini, kişinin mutluluğu ararken kullanacağı araçlara belirli sınırlamalar getirmek suretiyle çözer.
Mesela, başkalarıyla rızaya dayanmayan cinsel ilişkiye girmekten zevk alanlar bu hareket tarzını takip edemezler; çünkü bu toplum içinde başkalarıyla birlikte yaşayan her bir kişinin mutluluk arayışını mümkün kılan adaletin ilkeleriyle çatışır.
Liberteryenizm, doğal hakları çiğneyen davranışı yasakladığı için, bazı kötü eylemleri olduğu kadar, kimi iyi eylemleri buyuran güç kullanmayı da yasaklayacaktır.
-Liberteryenizm Ve Muhafazakarlık-
Ahlak veya din teorisyenlerinden farklı olarak, bir liberteryen, liberteryen olmak itibariyle, kişilerin nasıl davranması gerektiği sorununa evrensel ve kapsayıcı bir cevap peşinde değildir.Bunun yerine, o, güç kullanmanın ne zaman meşru olduğu sorusuna bir cevap arar.