Loading....
Son yazılanlar:

#

Hızlı Bir Ekonomik Kalkınma İçin İki Basit Reçete

Bütçesinin %30-40′ını faize ve sosyal güvenlik açıklarına ödeyen bir ülke KAL-KI-NA-MAZ!  

Anayasa’ya ille de “değiştirilemez maddeler” mi koymak istiyorsunuz?

Alın bunları koyun ;

1- Türkiye Cumhuriyeti, bütçesi denk bir hukuk devletidir.

2- Türkiye Cumhuriyeti, bütçesinin %5′inden fazlasını faize ödeyemez.

3- İlk iki madde değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez!

Aslında Amerika veya Avrupa bizden daha az devletçi oldukları için oralarda değiller. Onlarda devletçi…tıpkı bizim gibi.

Ama arada iki büyük fark var.

a) Büyük iktisatçı Hernando De Soto’nun “Sermayenin Sırrı” isimli dünya çapında yankı uyandıran araştırmasında, isabetle belirttiği gibi gelişmiş ülkelerde, fakir ülkelere oranla ’özel’ araziler ‘kamu’ arazilerine oranla kat be kat daha fazla ve kayıt altındalar. Böyle olunca ne oluyor? Mülkiyet hakları tanınıyor, adam oturduğu evini ipotek gösterip kredi alabiliyor, ticarete hızla dahil olabiliyor.

Bizde ise kamu arazilerine yapılmış kayıtsız, tapusuz evlerde yaşıyor insanlar…Çoğu gecekondu…Hal böyleyken adam yıllarca oturduğu evi bankaya ipotek falan gösteremiyor, dolayısıyla bir sermayeye sahip olamıyor. Varlık içinde zorla yoksulluğa mahkum ediyoruz insanları. Yoksa fakir ülkelerdeki insanlar doğuştan aptal falan doğmuyorlar ki! İnsanlar her yerde aynı..uygulanan sistemler farklı.

Başka bir yazımda bu konuya değişmiştim (Bkz. Afrika Neden Fakir? ). Daha detaylı bilgi için lütfen en yakın kitapçıdan “Sermayenin Sırrı”nı edininiz.

b) Türkiye yıllarca bütçesinin yarısını faize ödedi. Yıllarca %50 gibi payı biz sadece faize verdik. Devlet geriye kalan %50 ile halkın sağlık, eğitim, adalet, ulaşım vs…gibi muazzam para gerektiren ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştı. Peki gelişmiş ülkelerde bütçenin yüzde kaçı faize gidiyor biliyor musunuz? Yaklaşık %5-10 arası…

Adamlar bizim aksimize paralarını faize değil içeride ürettikleri hizmetlere (sağlık, eğitim, adalet, ulaşım vs..) aktarınca istedikleri kadar devletçi olsunlar çok da etkilenmiyor. Zira “çarpan etkisi” diye bir şey var. Bir harcama, diğerini tetikliyor..Tamam, bu hizmetler özel sektör tarafından karşılansa, rekabet gelse, devleti tamamiyle bu işlerden çekebilsek belki bu hizmetler şimdi olduğundan daha ucuza ve daha kaliteli bir şekilde karşılanacak ama gerçek şu ki, bütçenin çoğunu faize değil, bu hizmetlere harcarsan, ne kadar devletçi olursan ol gelişiyorsun. Önemli olan o bütçedeki o faiz payını mümkün olduğunca müreffeh ülkeler seviyesine çekebilmek.

Ne Yapılmalı? 

Ve Türk ekonomisinin hızla gelişebilmesi için bu iki sorunu acilen çözüme kavuşturması gerekiyor. Bu ise çok zor değil, hatta hiç.

1- Hükümet acil bir yasayla atıl durumdaki tüm kamu arazilerini satışa sunup, kamusal sahiplikten çıkartmalıdır.

Buna ek olarak yapacağı büyük özelleştirmeler ile iç borcu (para kalırsa dış borcu da) sıfırlayarak bu faiz oranını minimum seviyelere indirmelidir.

2- Tüm kayıtsız taşınmazlar (arsa ve evler) kayıt altına alınmalı, tapusuz arazi-ev kalmamalı ve bunlar bu sayede ekonomik aktiviteye dahil edilmelidir.

Türkiye’de tapusuz evlerde yaşayan insanların oranı (gecekondulaşma) oldukça yüksek bir orandadır. Türkiye bu tapu reformunu hayata geçirmeden kalkınamaz.

Dünyanın en ileri ülkeleri geçmişte bu tapusal reformları uyguladılar, zaten o yüzden dünyanın en ileri ülkeleri oldular. “Sermayenin Sırrı” adlı kitapta bu tarihsel tecrübelerin hepsi var. Yani, bu satırların yazarı yeni bir şey önermiyor!

Hiç bir gelişmiş ülkede, toplam toprak bütünlüğünün büyük kısmı ’kamu’ sahipliğinde değil, ‘özel’ ellerdedir. Bizde ise tam tersi.

Bu taşınmazlar ne yapılıp edilip, ekonomik aktiviteye dahil edilmelidir. Böylece şu an yoksul dediğimiz insanların bir sermayesi olacak ve onlar bu sermayeyi teminat göstererek çeşitli pek çok iş dalı yaratabilecek, gayriresmi yaşamlarına son vereceklerdir.

Bu iki büyük reform gerçekleşebilirse Türkiye gerçek bir ’süper güç’ olur. Mevcut durum devam ederse işte böyle eder, gelişmeyi Tanrı’dan bekleriz. Aslında bu reçete sadece Türkiye için değil, gelişmekte olan tüm ülkeler için geçerlidir. Yeter ki bunları uygulayabilecek, algılayabilecek siyasi irade mevcut olsun.

ACF loading animated gif