Loading....
Son yazılanlar:

'Kitap'

Modern Liberteryenizmin Ahlaki Temelleri, Randy Barnett

Aşağıda yer alan notlar, Randy Barnett’in kaleme aldığı ”Modern Liberteryenizmin Ahlaki Temelleri” başlıklı makalesinden, içine tarafımdan yorumlar katılarak derlenmiştir.Birebir alıntılar olmayabilir.   

Liberteryenizm’de haklarla sonuçlar arasında radikal bir kopukluk var mıdır?Rothbard’cı yaklaşımda, haklar, -Aristoculuğun Rand’cı bir biçimini kullanarak söylersek-  münhasıran “ahlaki” nedenlerle savunulmak durumundaydı (Murray N. Rothbard, The Ethics of Liberty).

Doğru şekilde tanımlanan ahlaki haklar ise -uzun vadede- en üstün sosyal sonuçları üreteceği düşüncesi ; Bu, mutlu bir tesadüf olarak görülüyordu.

Bölünmeler : Kantçı Moralistler - Benthamcı Faydacılar.

Toplumun karşılaştığı temel problem şudur : Toplumdaki her bir kişinin eylemlerinin, başkaları üzerinde etkileri olabileceği karşısında, kişilerin toplum içinde başka kişilerle birlikte yaşaması ve mutluluğu araması hangi şartlarda mümkündür?

Birinci nokta : Liberteryenler münferit kişilerin varlığını ve değerini kabul ederler.

İkinci nokta : Liberteryenler, bütün kişilerin hayatlarına ve mutluluğu arayabilmelerine değer verirler.

Üçüncü nokta : Liberteryenler, “mutluluğun aranması” ibaresini kullanılar çünkü onlar sonuçların garanti edilmesinin değil de ancak eylemlerin korunmawsının herkese potansiyel olarak sağlanabileceğine ve muayyen bir sonuçlar manzumesinin hiç bir durumda herkes için mutluluğu sağlamayacağına inanırlar.

Dördüncü nokta : Liberteryenler, kişinin toplum içinde başkalarıyla birlikte yaşadıklarını ve onun eylemlerinin başkaları üzerinde hem pozitif hem de negatif etkileri olabileceğini kabul ederler.

Beşinci nokta : Liberteryenler, başkalarını aynı fırsattan yoksun bırakmadan toplum içinde yaşayan herkese veya hemen hemen herkese mutluluğu arama fırsatını sağlayacak şartları bulmanın veya kuralları tesis etmenin mümkün olduğunu öne sürerler.

Devamı…

“Komünist Manifesto” (Karl Marks, Friedrich Engels) ve “Kapital I.” (Karl Marks)

Aşağıda yer alan notlar, Karl Marks’ın ve Friedrich Engels’in kaleme aldığı ”Komünist Manifesto” ve yine Karl Marks’ın “Kapital I.” adlı kitabından, içine tarafımdan yorumlar katılarak derlenmiştir.Birebir alıntılar olmayabilir.  

“Tek sözcükle, bizi, mülkiyetinizi ortadan kaldırmaya niyetlenmekle suçluyorsunuz. Elbette; bizim niyetimiz de zaten budur.” (Komünist Manifesto, s.37)Marx ve Engels’in yazmış olduğu manifesto 10 maddelik bir öneri paketi sunuyordu.Kamu fabrikalarının arttırılmasından tutun, toprakta özel mülkiyetin kaldırılmasına, haberleşme ve ulaşım araçlarının devlet elinde merkezileştirilmesinden, toprak mülkiyetinin kaldırılmasına (hatta Almanca baskıda ‘zor alım’ olarak geçiyor), ortak planlardan, miras haklarının lağvedilmesine, ağır vergilere kadar pekçok konuda düşünceleriyle Marks ve Engels bizi selamlamaktadır.(s.43)

“…kapitalistin kapitalist tarafından mülksüzleştirilmesi, birçok küçük sermayenin, birkaç büyük sermayeye dönüştürülmesidir. Bu süreci daha önceki süreçten ayıran şey, halen varolan sermayenin dağılımında yalnızca yeni bir değişikliği öngörmesi nedeniyle, faaliyet alanının, toplumsal servetin mutlak büyüklüğü ya da birikimin mutlak sınırları ile sınırlı olmamasıdir. Başka yerlerde birçok kapitalistin elinden çıkan sermayeler, burada, tek bir kapitalistin elinde büyük bir kitle halinde toplanır. İşte bu, birikim ve yoğunlaşmadan farklı olarak, gerçek anlamda sermayenin merkezileşmesidir…büyük sermaye, daha küçüğünü yener” (Kapital I.,s.597)  Devamı…

Piyasa Düşmanı Kapitalizm, Mustafa Özel

Aşağıda yer alan notlar, Mustafa Özel’in, “Piyasa Düşmanı Kapitalizm” adlı kitabından, içine tarafımdan yorumlar katılarak derlenmiştir.Birebir alıntılar olmayabilir.

Modern kapitalizm, sistemik faaliyetlerine bilinçli dahili toplumsal kısıtlar koymayan tarihsel bir sistemdir ve en merkezi faaliyeti kesintisiz sermaye birikimidir.(I.Wallerstein, The West, Capitalism and the Modern World System)

Kesintisiz sermaye birikimi iki türlü değer aktarımını ihtiva etmektedir : Çalışan kesimlerden sermaye sahiplerine doğru değer aktarımı ve Güney’den Kuzey’e (Doğu’dan Batı’ya vs..) değer aktarımı.

…Disiplinsiz bırakılmış piyasa düzeni, çok kısa bir zamanda orman yasalarının egemen olduğu bir ortama dönüşür.Bu ortamda güçlü güçsüzü ezer;tekeller, karteller oluşur; küçük sanayici, küçük işadamı büyükler tarafından yok edilir; tüketici sömürülür.(s.9)

Kapitalizm, rekabeti boğan bir sistemdi ve hep öyle olmuştu.Lenin’in “tekelci kapitalizm” nitelemesi, zekice bir ifade olsa bile, suyun su ile izahıydı.Kapitalizm zaten tekel demekti(s. 11)

Kapitalizmin bu işteki başlıca suç ortağı devlet idi.Siyasi iktidar, tekellerin garatörüydü.(s.11)

…özel şirketlerin çoğu [yazar burada Türkiye’deki şirketlerden bahsetmekte], 1960′lı yıllardan bu yana sürekli teşvik gören, gümrük duvarlarının arkasında korunan şirketlerdir.Mesela, otomotiv şirketleri.Çeyrek yüzyıllık korumaya rağmen hala montaj düzeyini aşabilmiş, yerli bir araba imal edebilmiş değiller…(s.12)

Devamı…

Marx ve Marksist Sistemin Bitişi, Eugen Von Böhm Bawerk

Aşağıda yer alan notlar, Avusturya Okulu’na mensup, dönemin yetiştirdiği en önemli filozoflardan Eugen Von Böhm Bawerk’in “Marx ve Marksist Sistemin Bitişi” adlı kitabından, içine tarafımdan yorumlar katılarak derlenmiştir.Birebir alıntılar olmayabilir.

Marx’ın sisteminin dayanaklarını kendi değer kavramı ve kendi değer teorisi oluşturmaktadır. Marx, “değerin izi”ni ararken, incelemenin alanını metalar ile sınırlar.Ancak sözkonusu ‘metalar’dan, tüm iktisadi malları değil piyasa için üretilmiş emek ürünlerini anlamamız gerekmektedir. (cilt I, s.47)

Bir meta, hem niteliksel olarak (kullanım), hemde niceliksel olarak (mübadele) olarak iki farklı değere sahiptir.

Marx, Aristo’dan etkilenip eşitlik olmadan mübadelenin mevcut olamayacağı ve orantı olmadan da eşitliğin olamayacağı görüşünü benimsemiştir.

Marx, ‘ortak öğe’ olarak emeği göstermiştir.

Madem emek bu kadar ortak bir öğedir, o halde mübadeleye konu olan tüm mallarda da bulunması gerekir.Ancak toprak, su, ağaç, maden yatakları, petrol rezervleri, altın madenleri, taş ocakları, maden suları gibi doğanın armağanlarında böyle bir durum sözkonusu değildir.

Doğanın armağanları -ki bu mallar en büyük mübadelelere konu olan mallar arasındadır- neden araştırma konusu dışındadır?

Devamı…

Liberalizm’in Felsefi Temelleri - Liberalizm ve Etik, Francisco Vergera

Aşağıda yer alan notlar, Francisco Vergara’nın “Liberalizmin Felsefi Temelleri - Liberalizm ve Etik” adlı kitabından, içine tarafımdan yorumlar katılarak derlenmiştir.Birebir alıntılar olmayabilir.

16. yy’da, örneğin Amerika’daki Kızılderililerin mülkiyet hakkından yararlanmalarının gerekli olup olmadığını karara bağlamak üzere İspanya’da büyük tartışmalar patlak vermiş; ya da 17. yy’da ateizm lehinde gerekçeler ileri sürme özgürlüğünün ifade özgürlüğüne dahil olmasının gerekip gerekmediğini belirlemek üzere İngiltere’de ve Fransa’da tartışmalar yaşanmıştır. S.8-9

—-

Turgot aydın bir kral özlemi duyuyordu.

Ricardo ve Bentham oy hakkının genişletilmesine bel bağlıyordu.

Concorcet,Humboldt ve Jefferson, öğretimde büyük çaplı kamu hizmeti arzuluyordu.

Smith ve Ricardo, büyük bir kamu yararının söz konusu olması halinde işi, özel tekellere kadar götürüyordu.

—-

“Doğal hukuk” yerine daha tercih edilen bir ifade ; “Yararcı olmayan adalet kuramı”.

—-

Faydacı analizler bakımından, “Toplumun mutluluğu” ölçütü kötü bir ölçüttür.Nitekim, Antiller’deki kölelik de, Fransa Krallığı genelinde mutlu sonuçlar doğurduğu kabul edilerek haklı görülmemiş miydi?

Devamı…

Küresel Kapitalizmi Savunmak, Johan Norberg

Aşağıda yer alan notlar, Johan Norberg’in “Küresel Kapitalizmi Savunmak” adlı kitabından, içine tarafımdan yorumlar katılarak derlenmiştir.Birebir alıntılar olmayabilir.

* Dünya bankası raporlarından önce örneğin 2000 yılında Norveç Dış İlişkiler enstitisünden 3 araştırmacının(Melchoir,Telle,Wiig) hazırladığı rapora göre ; Küreselleşmenin hızlandığı 1970′ten beri eşitsizlik azalıyor.1993 ve 1998 de daha da hızlı bir şekilde azalıyor.

* Ekonomistler toplumlardaki eşitliği ölçerken ‘gini katsayısı’ diye bir ölçü kullanırlar.Bu rakam “0″ ise tam eşitlik , “1″ ise mutlak eşitsizlik vardır.Bu raporda ise dünyada 1968′de 0.6 olan gini katsayısı,1997′de 0.52 . Yani buna göre eşitsizlik iddia edildiği gibi artmıyor.Azalıyor. * ABD’de eşitsizlik korkunçtur.Yani ekonomik yönden.Fakat iş yoksul halkın nasıl bir hayat standardında yaşadığına bakmaya gelirse ; ABD’nin o en alt seviyesinde yaşayan halk’ın %76’sı 1 veya daha fazla arabaya,%50’si klimaya,%72’si çamaşır makinasına,%20’si bulaşık makinasına,%60 mikrodalga fırına,%93 renkli televizyon,%60′ı videoya,%41 kendi evine sahip. COX VE ALM 1999. Yani en yoksul ile en zengin arasındaki fark , elde edilen düzenli gelire bakılınca ortaya çıkmaz.Sahip olduğu gayrimenkul ile yaşadığı hayat standardını baz almak gerekir.

KÜRESEL EŞİTSİZLİK

“Eşitsizlik azalmıyor artıyor!” iddiası BM KALKINMA PROGRAMININ İNSANİ GELİŞİM RAPORUNA (Human Development Report) dayandırılır.Ancak problem şu ki ; bu rapordaki kıstaslar insanların paralarıyla ne alabildiklerine bakmaz.O ülkenin parasının uluslar arası piyasadaki değerine ve resmi döviz kuruna bakar.Tuhaf olan ise şu ki ; BM KALKINMA RAPORU İNSANİ GELİŞİM ENDEKSİ (Human Development İndex) insanların satınalma gücü rakamlarına bakar.Bu rapor ise eşitsizliğin arttığını değil azaldığını gösterir. * “BM kalkınma programının insani gelişim endeksinde” yer alan diğer bazı kıstaslar ise şöyledir ; Burada nüfusun geliri,eğitim standardı,yaşam beklentisi..vs…BM insani gelişim indexi derin sefaleti temsil eden 0′dan tam refahı temsil eden 1′e kadar sıralanır.Rapora göre ; 2000 yılından beri son 40 yılda tüm ülke gruplarında ama en hızlı olarak yoksul ülkelerde büyük bir refah gelişimi olmuştur.Sanayileşen ülkelerde(OECD) bu rakam 1960-93 arası 0.8′den 0.91′e çıkmış,

Kalkınmakta olan ülkelerde ise 0.26′dan 0.56′ya bir çıkış söz konusudur.

Devamı…

ACF loading animated gif