Loading....
Son yazılanlar:

'Politik'

Sadun Aren’i Kaybettik

Sadun Aren (Sadun Hoca) memleketimizin yetiştirdiği koyu sosyalistlerdendi.Ben, siyasi görüşü ne olursa olsun, çevresindeki insan hak ve ihlallerini görüp bu uğurda mücadele veren, yazan-çizen, gösteri yapan vs..insanlara herzaman saygı duymuşumdur.

Köşesine çekilip olan biteni bir sinema filmiymişçesine izleyen, belirli hayat görüşleri olmayan, bu dünyada varlığını hiçbir zaman sorgulamamamış, sadece hazları uğruna yaşayan insanlardan çoğu zaman nefret etmiş, yakınlık kur(a)mamışımdır.

Evet, Sadun Hoca ile pekçok konuda ayrı düşünüyordum.Örneğin, vefat etmeden önce verdiği yakın röportajlardan bir tanesinde bakın türban için neler düşünüyor : “Türban şeriatın öncüsü, şeriatın bayrağı, onun için her hal ve kárda karşı çıkacaksın, geçit vermeyeceksin. Türbanı hakikaten inancıyla, politik anlamını bilmeden takmış olanlara da ’Kusura bakma bunu çıkaracaksın, çünkü Türkiye’nin laik olması, senin türban özgürlüğün yüzünden sekteye uğratılamaz’ diyeceğiz. Bu konu kişisel özgürlük meselesi olarak alınırsa, işin içinden çıkılamaz, herkesin bir fantezisi olabilir. Türbana prestij vermemek lazım. Bence önemli düğünlerde bile yasak olması lazım. Başbakanın gelini filan olmaz mesela, orası da kamusal alan oluyor.

Peki sevdiğim görüşleri yok mu? Aslında bugün birçok at gözlüklü sosyalistin suratına tokat gibi çarpan şu görüşleri de var ; “Şimdiye kadar söylediklerimizin birçoğu geçerliğini yitirdi. Örneğin ben özelleştirmeye karşı çıkmayı gerekli bulmuyorum. Bugünkü koşullarda özelleştirmeye karşı çıkmanın ilericilikle hiçbir alakası yoktur.

Sadun Hoca’ya Allah’tan rahmet, yakınlarına, sevenlerine ve özellikle tüm iktisat camiasına başsağlığı diliyorum.

“23′ten sonra olursa uygundur efenim”

Biliyorsunuzdur, Ahmet Çakar bir tv programında esprisine “Fenerbahçe Sevilla’yı elerse bikini giyerim” demişti.Sonra bu lafının ciddiye alınmaması gerektiğini, futbolun şakaya gelmediğini falan söyledi ama tabii laf ağızdan çıkmıştı bikere.

Fenerbahçe Sevilla’yı eledi.Tabii herkes Ahmet Çakar’ın bikini giymesini bekliyor. Besteler yapıldı, “Ahmet Çakar tanga giyseneeeeee giyseneee giyseneeee…”.

Nuri Çolakoğlu, çok üst düzey bir RTÜK yetkilisine telefon ederek, “Ahmet Çakar televizyonda bikini giyerse tavrınız ne olur” diye sormuş. “Gece 23’ten sonra olursa müsamaha ederiz, erken saatte erotik görüntü olur çünkü” yanıtını almış.

Yahu düşünsenize RTUK olmasa ne yapacaktık? Şimdi buradan şunu anlıyoruz ; birincisi, “bikini” ayıp birşey.Çocukların gelişimini engelliyor.Oyüzden, doğduğu günden beri plajlarda üstsüz kadın görmekten bıkmış çocukların yetiştiği Avrupa toprakları, bizim bikiniyi ayıp gören zihniyetin yetiştiği topraklardan geri değil mi?

İkincisi, evde tv başındaki çocuk Ahmet Çakar’ı bikiniyle görse ne olacak? Kardeşim amaç bikiniye özendirmemekse Ahmet Çakar giyecek onu çıkacak primetime’da.Hatta sadece Ahmet Çakar yetmez.Müslüm Baba, Orhan Baba ve bilumum kıllı babalar…hepsi giyecek onu, ver yayına..ver yayına bak o çocuk birdaha bikini görmek, giymek istiyor mu?

Mutlu Ol, Bu Bir Emirdir!

Sanatla uğraşanların zorunlu bir şekilde solcu olduğu memleketimizde aykırı bir sestir Sinan Çetin.Yasaklar üzerine güzel bir kısa film çekmiş.

Bilmeyenler olabilir ama bir dönem Türkiye’de alaturka müzik yasaklanmıştı.İşte bu abzürd yasağı alaya alan derin bir film : “Mutlu Ol, Bu Bir Emirdir!”.Tabii sadece bu yasağı eleştirmiyor.Derin bir şekilde Türkiye’ye hakim ‘yasakçı zihniyet’in aslında ne kadar komik durumlara düştüğünü gösteriyor.Bu sadece müzikal yasaklarda değil, geçmişte ve halen uygulanan pekçok yasakta da (türban, kürtçe, siyasi parti, gazete, kitap vs..) böyle.Türkiye topraklarında profesyonelce çekilmiş ve bünyesinde yoğun liberal öğeler taşıyan ilk kısa film olabilir mi acaba? 

Nedense filmi izlerken aklım hep türban yasağına gitti.Zira zihniyet aynı : “devlet zoruyla çağdaşlaşma.”

Bakan ; Recep’ten Uzak Dur!

Milli Eğitim bakanımız Hüseyin Çelik, gişe rekorları kıran Recep İvedik’i ağır eleştirmiş.”Baştan sona küfür” demiş.Bir kere film baştan sona küfür değil.Zaten bizim halkımızda Zeki Müren değil.

İkincisi, bugüne kadar her türlü görsel-yazılı yayından sansürlediğiniz “argo”, “sokak dili” türündeki söylemler, elbette sinemada kendine daha rahat hareket alanı bulduğu zaman izleyicinin yüzünde tebessüm yaratacaktır.

Eğer bir toplumda küfür, gerçekten sizin dediğiniz gibi reytingi arttırıyorsa, gişe rekorları kırmaya neden oluyorsa, burada utanması gereken, gündelik halk diline yerleşmiş kaba söylemleri sinemaya uyarlayan yapımcılarda değil, bugüne kadar bunları yasaklayıp ilginç hale getiren “kibar-elit-saygın” politikacılarımızdadır.Zeki Müren’lerimizden ricam ; bi sinemamız kaldı sansürleyemediğiniz, aman uzak durun, gözünüzü seveyim.

Merhaba

Anladım ki dayanamıyorum, benim yazmam gerek…aklıma ne geliyorsa yazmak.Bu siteyi önce kendim, sonra da çevremdeki arkadaşlarım için kurdum.Yani bu yazıyı okuyan sen ile yazan ben tanışmıyorsak, sitenin seninle hiçbir ilgisi yok.Yazılarıma yorum kabul etmiyorum.Evet, işte bukadar tek sesli-anti muhalefetçi bi tipim.Bırakın da, Türkiye kadar her konuya her boka yorum yapabilme yeteneğine sahip yığınlara sahip bir memlekette kendi sitemde yorum kabul etmeme gibi bir lüksüm olsun.Derdim sizi duymak değil, yazmak…Ama size kıyak olarak bana ulaşabileceğiniz bir mail adresi koyacağım, belkide koymayacağım.

ACF loading animated gif