Posts Tagged ‘sosyal’

Yeniden Sosyal Güvenlik ve Garibanizmin Çekiciliği

Perşembe, Mart 20th, 2008

Sevgili arkadaşım Halit, son yazısında, kendine göre yanlış bulduğu Sonerhoca’nın sosyal güvenlik sistemine yönelik görüşlerinden bahsetmiş. Genelde konuları çok uzatmayı sevmediğimden dar bir çerçeveyle görüşlerimi sınırlarım. Bu çoğu zaman karşı tarafta, ‘bazı konulara girmekten kaçınma’ gibi algılara yol açıyor. Bu yüzden sadece bir cevap yerine konuyu toparlayıcı, konu dışına fazla çıkmadan, ikinci bir yazı yazmayı daha uygun buldum.

İkinci dünya savaşından sonra Sovyetlerden etkilenen Avrupa ülkelerinde sosyal güvenlik ve emeklilik sistemleri birer popülizm ve geliri yeniden dağıtma aracı olarak görülmeye başlandı. Sistem artık çalışanların katkılarına göre değil, kamusal olarak finanse ediliyordu. Elbette başta genç nüfus ve az emekli mevcududunda sistem gayet güzel işliyordu. Fakat günümüzde bu dengenin tersine dönmesi modern devletlerin artık kaldıramayacağı, kaldırsa bile ileride nesillerin geçmişe dönük hesap soracakları bir hal aldı. İşte dünyada tümden sosyal güvenlik ve emeklilik hizmetlerinin reforme edilme çabalarının nedensel temeli bu.

(more…)

Taksici, Hapşuruk ve Stres

Salı, Mart 18th, 2008

Not: Bu yazıyı yazınca, bazı değerli okurlardan “Soner Hocam mizahi uslubun tamam ama bukadar da mizah olmaz, özüne dön! Sen bir siyasi sitesin” türünden tepkiler geldi. Biliniz ki, Soner Hoca siyaset dışı, abuk-subuk bir yazı yazdıysa muhtemelen memleket meselelerinde canını ‘çok’ sıkan bir durum olmuştur. O da şahsi protesto hakkını kullanmıştır. Bundan sonra da böyle olacaktır. 

Bugün Taksi’ye bindim ve arkada oturmaktan hoşlanmadığım için öne oturdum. Bu şekilde taksiciyle memleketi kurtarmam daha kolay oluyor.

Henüz başlangıç cümlemi hazırlıyordum ki, hapşurdum…

Ama taksici “Çok Yaşa” demedi…Acaba ben hapşurmanın şiddetiyle duymamış olabilir miyim şeklinde bir strese girdim.  Çünkü eğer “Çok Yaşa” demişse, benimde “Sende Gör” veya “Hep Beraber” gibi birşeyler zırvalamam lazım. Öbür türlü çok ayıp olacak. Ama eğer taksici böyle bir nezakette bulunmamışsa benimde durduk yerde “Sağol, Sende Gör” demem biraz saçma olacak, küfür gibi.

Tam ben bunları düşünürken ve içinde bulunduğum bu müthiş derecede gereksiz durumdan kurtulmaya çalışırken, taksici hapşurdu!..

-Çok Yaşa! dedim büyük bir keyifle…

-Sağol… dedi.

Aradan 1-2 saniye geçtikten sonra ise cümlesini devam ettirdi ;

- …Sende çok yaşa.

- Sağol :)

Sosyal Güvenlik Reformu ve Direniş

Cuma, Mart 14th, 2008

Hükümet, Sosyal Güvenlik açıklarına, ‘oy kaybı’ tehlikesine rağmen “dur” dedi ve reform yapma kararı aldı. Aslında başka seçeneği de yoktu zira para yok. Yani solcular merak etmesin, hiçbir zaman ‘devlet’ olarak adlandırdığımız aygıt, cebinde para varken ‘popülizm’ yapmaktan vazgeçmez. Eğer vazgeçiyorsa bilin ki para kalmadı.

Arkadaş durum kısaca şöyle ; bi şu anda çalışanlar var birde emekliler. 5 çalışan var, 10 tane de emekli var. Yani çalışanlar emeklileri karşılamıyor. Yani çalışanlardan kestiğin primlerle emeklileri doyuramıyorsun. E devlet ne yapıyor? Bu aradaki farkı borçlanarak karşılamaya çalışıyor. Açık böyle böyle büyüyor.

Sendikalar da reforma karşı, eylem yapıyorlar. Bir kere emekçileri düşünüyorsanız, “devlet bir şekilde para bulsun, sistem (açık) aynen devam etsin..” diyorsanız yine çelişkidesiniz. Zira açık bu şekilde devam ettiği sürece, açığı karşılamak için devlet ya borçlanacak, ya para basacak ya da vergileri arttıracak. Şimdi söyleyin bakalım bana, bu üç yol peşinden ne getirir? Enflasyon ve yüksek faiz. Sanırım sendikalar ve eylem yapan emekçiler enflasyonist finansal baskılardan uzak-korunaklı-ütopik diyarlarda yaşıyorlar. Çünkü bunun daha rasyonel bir açıklaması yok.

Eylem mi yapıyorsunuz? Kime yapacaksınız biliyor musunuz? Süleyman Demirel’e. Çünkü sistemi krize sokan ilk adım 1991 yılında, onun zamanında atıldı. 50-55 olan emeklilik yaşı parametresini, ‘oy uğruna’, kadınlarda 38 ve erkeklerde 43′e çekerek aktüeryal dengeyi mahvetti. Kendisi şu anda neler hissediyor merak ediyorum, çünkü nesillere müthiş bir miras bıraktı. Türkiye o günden beri Sosyal Güvenlik konusunda belini doğrultamadı. Bugün milli gelirin %5′i kadar açık veriyoruz. Dikkat edin bütçenin değil, milli gelirin!

Bismarck’la ilk kez ortaya atılan, İkinci Dünya Savaşı sonrası şekil değiştiren Sosyal Güvenlik Sistemi günümüz dünyasında yeniden şekilleniyor. Ve insanlar değişime direniyor, sadece bizde değil, Almanya’da, Fransa’da ve pekçok ülkede…